10 Nisan 2012 Salı

Sana bir şeyler olmuş...

Merhaba derken küfreder olmuş
Sevmek nedir unutmuş
İyiliği ücra köşelerde bırakmış
Dedikodu dilinde
Kötülük kalbinde, gözünde
Huzur sana uzak
Dert sende, derman bizlerde...
Sana birşeyler olmuş.
İçine şeytan kaçmış.
Aydınlığı gösterirdim ama...
Tren kaçalı çok olmuş.
Başka melekler seni korusun.
Benim daha önemli işlerim var:)

5 Nisan 2012 Perşembe

Beyazın içindeki beyaz...

Beyaz ten, içindeki beyazı gösteriyor aslında. Saf şeffaf kırılgan. Güçlü görünen kanatları pamuktan dokunmuş. Görünüşüne kanmayıp saldıran çok yara bırakmış. Çoğu kez duvarlar örmüş sırf kendini korumak için.
Karanlıkları teninin beyazlığı yarmış. Bir de upuzun saçları aşık etmiş bir çoğunu. Pamuktan kanatlarını korumak için, her defasında duvarını yükseltmiş.
Yanıldığı olmuş, kandığı, bilemediği...
Yara da almış ama..
Kalp temizse, hep ayakta çıkmaz mı sonunda insan. Üstelik bir öncekinden daha güçlü...
Daha güçlü duvarlar daha kırılgan kanatlar...
Duvarını yükselttikçe ulaşılamaz ama ulaşılmak isteyen.
Hesapsız sevgiler aşklar hep acı verir. Duvarlar da, direnmeler de nafiledir.
Bitti dediğin yerde yeniden başlar eğer gerçekse aşk.
Şimdi bitmenin acısı gözlerinde, duvarları yükseklerde, kanatları daha kırılgan, pamukları etrafta.
Duvarın önünde bekleyenlere bakamayacak kadar meşgul.
Belki içlerinde hak eden var ama daha erken...
Havayı koklamalı, nedeni bulmalı, sonucu bitirmeli, kanatlarını pamuklara sarmaya devam etmeli...
Henüz erken, zamanı gelince tüm duvarlar yerle bir olacak.
Çünkü zaten duvarlara ne kalbi ne kanatları dayanır...
Yine gözleri pırıl pırıl parlayacak...
Uzun saçlarına yine aşık olanlar olacak. O saçlarını savurup yine hesapsızca sevecek, gerçekse eğer duvarları bir daha hiç yükselmeyecek. Kanatlarıda hiç kırılmayacak.
Söz verdi, pamuklarını dağıtmayacak etrafa...


Müziksiz olmaz :)

4 Nisan 2012 Çarşamba

Henüz...


Daha çok erken havayı koklamak, karar vermek, yargılamak, yanlışı bulmak, karalamak için.
Topraktaki ayak izi daha kurumadı, yapraktaki damlacıklar henüz düşmedi, gökkuşağı kendini göstermedi.
Erken demeyi bilmeli, dur diyebilmeli, üç kez düşünüp bir kere yargıya varmalı zamanı gelince bir kez söylemeli.
İnsan olduğumuzu unutmamalı. Vicdan, düşünmek, mantık kurmak, empati kurmak bizi hayvan güdülerinden ayırırken insanım denmesini hak etmeli.
Henüz büyümemişken büyümüş gibi görünmemeli, ya da ben küçüğüm daha şımarıklığıyla bakmamalı hata yapınca.
İnsanız ya hata yapabiliriz. Ama hatalarımızı başkalarının günahlarında aramayalım.
Hata yapalım ama insan olduğumuzu unutmayalım.
Henüz erken çok şey söylemek için ama...
Sen yine de düşün. Belki çok geç olmadan yol yakınken dönersin karanlık yollardan.
Çünkü hiç bir karanlık yolun sonunda ışık yoktur, eğer karanlık senin içinden geliyorsa.
Karanlık gönül, karanlığı kusacak elbet.
Henüz erken söylemek için ama istemem zifiri karanlıkları...
Sırf henüz erken diye...

20 Mart 2012 Salı

İNAT

Kadere inat ağlamam der gözlerim.
Acıya inat severim der yüreğim.
Sevimsizlilere inat ben sevimliyim.
Şansızlığa inat loto oynarım.
Erkek hegomanyasına inat feministim.
Düzene karşı düzensizim.
Sağa inat solum.
Çirkine inat güzelim. Ruhu güzel olanlardan.
Deliye inat daha deliyim.
Karamsara inat pollyannayım.
Kişiliksizlere inat benim, kendimim.
Sana da karşıyım.
İnat değil mi?
Sırf inatım.

23 Şubat 2012 Perşembe

ANLIYORSUN DEĞİL Mİ?

Asi genç kız olmak istiyorum düşük bel pantalonum, başımda berem, ellerimde eldivenim, kulağımda en hırçın müziğim.
Soğukta insanlara bakmadan müziğimle yürüyen, umursamaz tavrıyla dolaşan genç kız.
Sana, ona, buna aldırmadan yürüyen, konuşan kahkaha atan, yada saklamadan ağlayan kız.
Ben o kız olmak istiyorum.
Geç kalmayan, yetişmek zorunda olmayan, kafasında sadece kendi, bir dünya gereksiz şey olmadan gezen kız olmak istiyorum. Anlıyorsun değil mi???

Dünya dönmüş dönmemiş, biri bakmış bakmamış, biri sevmiş sevmemiş, yağmur yağmış yağmamış, soğukmuş sıcakmış, kalıcıymış geçiciymiş, düşmüş düşmemiş, kaldırmışlar kaldırmamışlar, yanlış anlamışlar doğru anlamamışlar aldırmadan.
Kimseye kalmadan, sadece kendine kalan.
Kafasına takmadan, hiç oralı olmadan yaşayan...
Gerçek olmayanı yanında barındırmayan, sahteliği sızdırmayan, az konuşan, az düşünen genç kız olmak isitoyrum.
Bir de yalan söyleyenlerin, iyiyi oynayıp çamura batmış olanların, sahtelerin maymun olmalarını istiyorum.
Çok şey mi istiyorum.
Peki beni anlıyorsun değil mi?

17 Şubat 2012 Cuma

Sihirli Pencerem: Mavi gözlüm beni dinle

Sihirli Pencerem: Mavi gözlüm beni dinle: Mavi gözlerin derin, hüzünlü, kederli. Bakıyorsun bana, bize, uzaktan. Ben senin gözlerinle büyüdüm. Şimdi kapkara gözlere, çıkarcı ruhlar...

Mavi gözlüm beni dinle

Mavi gözlerin derin, hüzünlü, kederli. Bakıyorsun bana, bize, uzaktan.
Ben senin gözlerinle büyüdüm.
Şimdi kapkara gözlere, çıkarcı ruhlara bakıyorum.
Seninle büyüdüm, onlarla olgunlaşıyorum.
Ne yoruyor beni biliyor musun mavi göz?
Seninle büyüyen bir ruhun bu kapkara ruhlarla çevrelenmesi, onlara bakarak olgunlaşması...
Beni sensizlik, senin gibisizlik yoruyor.
Senin değerlerinin dibini bile göremeyen değerlerle büyüyecek bir nesile, evlatlara, evlatlarıma üzülüyorum.
Senin sevginle, yaradan sevgisini karıştıran bir nesile üzülüyorum.
O neslin seni bilmeden büyümesine, sana olan sevgilerinin erozyona uğramasına üzülüyorum.
Mavi gözlüm bugün 10 Kasım değil, bugün özel bir gün değil, bugün kurtuluşumuzun kutlandığı gün değil.
Bugün sıradan ve özlediğin bir gün.
Kimse özlemese ben özlüyorum Mavi Gözlüm.
Unutabilirler, karalayabilirler, yanıltabilirler.
Ama benim gibilerin kalbinden, ruhundan seni kazıyamazlar.
Kara ruhlarla olgunlaşıyorum ama, seninle büyüdüm mavi gözlüm. Kara ruhlar ancak ruhuma kötü örnek olurlar.
Kötü ruhlar ancak kendi gibileri etkilerler...