8 Mayıs 2011 Pazar

Masalımsı geldin sen bana hayat, mutlu sonları severim bilesin...

Mutlu sonla bitmeyen filmi izlemem. Mutlu devam etmeyen diziyi takip etmem. Devamlı homurdanan, surat asan insanı etrafımda istemem. İllaki etrafımda dolanacaksa, açarım ağzımı yumarım gözümü. Ağlatan şarkılardan haz almam. Sonunda acı olan romanı okumam, masalı anlatmam. Kötü olana karşıysam sonuna kadar karşı olurum. Mefaatlerimiz birleşirse de kötüyle, saf değiştirmem. Döneklik etmem. Menfaati uğruna herşeyini satana şaşırmam. Kızmam sadece gülerim. Herşeyini kaybettiğini ne zaman anlayacak onu merak ederim.
Hayvanı sevmeyenin insanı hiç sevmediğini düşünürüm. Bu dünyada işi görülmeyenlerinin işinin öteki dünyada halledileceğini düşünür içimi rahatlatırım. Stresi kendi içimde severim. Başkasında sevmem.
Başkalarını düşünmeyi sever, hata yaptığımda doğrularımı hatırlamayanlara sinirlenirim. Sinirlenince yine ağzımı açar gözümü yumarım. İçten pazarlılıklardan değilim, olmadım, olamam hiç. Yapmacıksız olduğu gibi severim.
Seni de severim hayat, sana çok belli etmesemde. Masalımsı geldin sen bana hayat, mutlu sonları severim bilesin...

7 Mayıs 2011 Cumartesi

Sihirli Pencerem: Para değil derdim, mutluluk isterim...

Sihirli Pencerem: Para değil derdim, mutluluk isterim...: "Enerji. Ruhuma bir enerji geldi ki sormayın. Ofiste ayaklarımı ritme göre salllıyorum. Ara sıra kafamıda sallayarak müzikle bütünleşiyorum. ..."

Para değil derdim, mutluluk isterim...

Enerji. Ruhuma bir enerji geldi ki sormayın. Ofiste ayaklarımı ritme göre salllıyorum. Ara sıra kafamıda sallayarak müzikle bütünleşiyorum. Etraftakiler mi?
Boşversenize etrafa göre çok fazla yaşamadık mı?
Ne derler, ne sanarlar, ne söylerler...
Off hiç düşünemiycem. Eğer çok yaşayacaksam şöyle bir beş yüzyıl belki ama kalmış ömrüm ne kadar belli değil. Bir de başkaları ne düşünürmüş. Pehhh.
Bak şimdi kollarımı sallamaya başladım. Parmaklarım onlara eşlik ediyor. Dedim ya enerji. Dolaşıyor içimde...
Nasıl hoş bir müzik, ruhumu dinlendirdi. Yaşlanmıştı gençleştirdi, tembelleşmişti kendine getirdi.
Güneşte pencereden bana göz kırpıyor. Kereta süründürdü bizi kaç hafta. Yine gidecekmiş yerine rüzgar ve yağmur alacakmış.
Pehhh.
Artık takmıyorum seni hava. İster boz ister düzel. Bıktım ruhumun sana göre kendini ayarlamasından.
Ben düzen istiyorum. İstikrar istiyorum. Evet haklısın istikrarı bu ülkede nerde gördükki bunu havadan sonrada ruhumdan istiyorum. Ama bir yerden başlamak lazım ama.
Alışmak daha kötü değil mi?
Seni kafama da ruhuma da takmıyorum, takmayacağım. Sen gürledikçe, yağmuru toğrağa indirdikçe ben inadına sanki güneş varmış gibi salınacağım etrafta ve tabiki sana göz kırparak gülümseyeceğim.
Bak hayal ettin mi? Sağ gözüm kapanmış, dudaklarda bir gülümseme yayılması ve dudağımın sağ tarafı muzipçe biraz daha fazla kıvrılmış yukarı doğru...
Muzipçe gülüp bak dalga geçiyorum seninle.
Kulağımda zaz je veux çalıyor bilmem kaç seferdir. Beraber klipteki gibi ayaklarımızı sallıyoruz ve diyoruz ki

Bababbarab bababarab...

Ritz’de bir süt oda versen bana, istemem
Chanel’den mücevher, istemem
Bir limuzin versen bana, ne yaparım onunla ki?
Uşaklar teklif etsen bana, ne yaparım onlarla?
Neufchatel’de bir malikane, bana göre değil
Eiffel kulesini teklif etsen, ne yaparım onunla?
Aşk isterim, eğlence, iyi huy
Beni mutlu edecek olan paran değildir
Ölürken kalbimde bir el olsun istiyorum
Haydi birlikte gidelim, özgürlüğümü keşfedelim
Tüm önyargını unut, buyur benim gerçekliğime
İyi görgünden sıkıldım, bana çok fazla
Ben ellerimle yerim, ben böyleyim
Yüksek sesle konuşurum, dolaysızım
İkiyüzlülüğe son verelim, ben kurtuldum
Çifte konuşmalardan yoruldum
Bana bir bak, sana kızgın bile değilim, sadece böyleyim
Aşk isterim, eğlence, iyi huy
Beni mutlu edecek olan paran değildir
Ölürken kalbimde bir el olsun istiyorum
Haydi birlikte gidelim, özgürlüğümü keşfedelim
Tüm önyargını unut, buyur benim gerçekliğime

Şarkıyı neden sevdiğim belli değil mi? Fransızcam olmadığından türkçesiyle yetindim ama bende katıldım dedimki;
Beni mutlu edecek olan paran değildir
İkiyüzlülüğe son verelim, ben kurtuldum
Çifte konuşmalardan yoruldum
Aşk isterim, eğlence, iyi huy
İsterim ama çok değil istediklerim. Para pul değil. Bak ne kadar basit ve ne kadar zor gerçek olmak, iyi olmak...
O zaman Cumartesi şarkısı ilan ederim ben seni ve ayaklarımı sallayarak eşlik ederim sana.
Gözlerim yine kapalı derin derin çekerim içime havayı.
Para değil derdim, mutluluk isterim ben derim...

http://www.izlesene.com/video/zaz-je-veux/3170789

Not: Yazımı şarkıyla okuyun, ruhunuz temizlensin...

4 Mayıs 2011 Çarşamba

Sihirli Pencerem: O tabak bitecek...İşte o kadar

Sihirli Pencerem: O tabak bitecek...İşte o kadar: "Ne kadar güldüğümü, ne denli eğlendiğimi size anlatamam. Neden mi bahsediyorum? Bir beyaz eşya üreticisinin Anneler Günü için hazırladığı re..."

O tabak bitecek...İşte o kadar

Ne kadar güldüğümü, ne denli eğlendiğimi size anlatamam. Neden mi bahsediyorum? Bir beyaz eşya üreticisinin Anneler Günü için hazırladığı reklamdan. Adını vermedim reklam olmasın. O tabak bitecek. Aman Allahım her evde yankılanan o sözler nasıl güzel bir araya getirilmiş. Bir de seslendirme. Asuman Dabak bir harikalar yaratmış.Zaten Nuri dizisindeki performansına hayranım, bu seslendirmeyele gönlüme bir daha taht kurdu. Gerçekten çok başarılı sözler ve çok başarılı bir seslendirme. Tüm anneler gözümde canlandı...
Hele o sözler. Hani annelerin ağız birliği etmişcesine yıllarca söylediği sözler. Güldüğümüzde de, anne olunca anlarsın demeleri ve anne olanların aynı sözleri tekrar etmeleri. Repliklerimizin Allah tarafından yaratıldığı düşüncesine kapılıyorum kimi zaman. Evet çocuğum yok ama zaman zaman kardeşime annem vari ses tonu ve sözlerimle müdahale ettiğimin farkına varıyorum. İşte o zaman içimden, ama saatler sonra kendime gülüyorum.

Yalın ayak dolaşma
Ceryanda durma
Eve geç kalma
Anahtarını unutma
Terlik giy ayağına
Hırka giy sırtına
Şemsiyeyi al yanına
Eee söylemiştim ben sana
Oturma taşlara
Çocuğun olmaz sonra
Çok para harcama
Vitamin girsin vücuduna
Terli terli su içme
Derslerini ihmal etme
Bu odanın hali ne
Meyveyi kabuğuyla ye
Annesi ne iş yapıyor?
Babası ne iş yapıyor?
Gözüm pek tutmadı
Sana düşen kız yandı
O tabak bitecek
Kardeşlerine öyle şeyler deme
O ayakkabılarla içeri girme
Git onu sen babana söyle
Bi kerede peki annnecim de
Yüzünü göremiyorum
Biliyorum da söylüyorum
Sana güveniyorum
Etrafa güvenmiyorum
Nereye koyduysan ordadır
Hadi yemek hazır
Sana ne desem azdır
O tabak bitecek

Hepsini olmasa da çoğunu duydum. Belki de ilerde söyleyeceğim. Bir tek "Çocuğun olmaz sonra" ile cinsiyetimden ötürü "sana düşen kız yandı" kısmını işitmedim. Gerisi itinayla bana da söylendi. Demekki annelerin ve çocukların standartı aynı. Nasıl mı?
Terlik giy ayağına. Giymedik ki söylediler. Terli terli su içme. Terleyince su içmeyen çocuk yok demekki. İştahsız bir çocuk değilmişim ilk yıllarımı saymazsak, ama kardeşim çoğu kez o tabak bitecek nidasıyla uyarıldı. Bende minnacıkkene damağıma sakladığım yemeklerle annemi çok ağlatmışım. Ortak sorunu bulduk; yemek yememek. Keşke dertleri sadece yemek yemememiz olsa...
Ama dertler bunlarla bitmiyor. Dertler bitmiyor, annelerin ikazları da bitmiyor.
Ama şu bir gerçekki o tabak bitecek dendiyse o tabak bitecek...
Tabağını bitirmeyenlere aşağıdaki linki gönderiyorum. Sadece tabakla kalmayacak uyarılar. Bizden söylemesi yoksa yersiniz terliği.
Şaka bir yana. Sabırlarının sınırlarını zorladığımız, hayatlarının büyük kısmını çaldığımız, eşşek kadar olsak da bizi düşünmek zorunda bıraktığımız, ne bu Dünya'da ne öteki tarafta haklarını ödememizin mümkün olmadığı melek annelerimizin Anneler günü kutlu olsun.
Başımızdan eksik olmasınlar.
Her geceki duamla bitiriyorum. Onların acısını bana gösterme...

O tabak bitecek:)
http://www.vidivodo.com/575662/o-tabak-bitecek-_-profilo-reklami

2 Mayıs 2011 Pazartesi

Sihirli Pencerem: Yazılarım ve ben...

Sihirli Pencerem: Yazılarım ve ben...: "Biz anne kız gibiyiz. Bir parçam bu blog da saklanıyor sanki. Çocuklarım onlar benim. Her gün, bir yazımı bir daha okuyorum. Farklı müzikler..."

Yazılarım ve ben...

Biz anne kız gibiyiz. Bir parçam bu blog da saklanıyor sanki. Çocuklarım onlar benim. Her gün, bir yazımı bir daha okuyorum. Farklı müzikler eşliğinde tekrar tekrar okuyorum. Farklı farklı anlam yüklüyorum. Düşünüyorum, bazen hiç beğenmiyorum, bazense çok güzel olmuş be diyorum içimden duygulanarak. Hepsi çocuğum, bebeğim, mutluluğum, mutsuzluğum, ama en çok hayat damarım. Ancak çok adil olamıyorum çocuklarıma. Bazı yazılarımın kalbimdeki yeri ayrı. Her gün okunma sayılarına bakıyorum. Ancak benim çok beğendiklerim her zaman beğenilmiyor. Allah Allah diyorum içimden neyi eksik. Duygusu var fazlasıyla ama ya karşı tarafa hissettirdiği duygu...
Baba ve Kızları Top 10 daki geçilemeyen yazım. Rakipleri çok ama yerini kimse değiştiremedi. Değiştirememişti...
Şimdi Anne ve Kızları önde. Heyecanla bekliyorum. Kim galip gelecek.
Her ikisinide çok beğenerek yazdım.
İçlerinde en çok Hayatın Keyfini çıkarmak adlı yazımı başarılı buldum. Gel gör ki herkes benim gibi düşünmedi.
Demekki neymiş nasıl yazdığın değil ne hissettirdiğin önemli.
Ruhumun Halleri eğlenerek yazdığım bir yazı. Dördüncü sırada.
Hiç bu beğeniyi beklemediğim Dans Dans üçüncü sırada.
Defne joy Foster yazım beni derinden etkileyen yazılardan. O da beşinci sırada görünüyor.
Hiç belli olmaz bu yazımla her şey değişebilir.
Amatörce yazıp başkalarının ruhlarına dokunmaya çalışıyorum. Sadece yazmak, içimden taşanları bir yere kaydetmek gayretindeyim. Beğeniler geldikçe heyecanlanıyor, küçük bir kız gibi şımarıyorum...
Şımarıyorum ama belli etmiyorum. Çok mutlu olursam elimden kayıp gider diye korkuyorum.
Hayatıma sihirli bir pencereden bakıyorum, gördüklerimi yazıyorum.
Bazen görmesem de hayal ediyorum. Ruhum zenginleşiyor, pencerem kalabalıklaşıyor.
Penceremi açtım, içerisi mis gibi nergis koktu. İçime çektim havayı, gözlerim kapalı, hayaller belleğimde dolanıyor...